Halikarnas Balıkçısı’nın Ölümü
Halikarnas Balıkçısı 13 Ekim 1973 günü İzmir’in Hatay semtindeki Merhaba
apartmanda öldü.
Halikarnas Balıkçısı’nın ölümü Bodrum’da çok büyük yankılar uyandırmıştır.
Bodrumlu’lar çok değerli insanın ölümüne inanamamışlardır. Halikarnas
Balıkçısı’nın ölüm haberi Bodrum’da duyulur duyulmaz yediden yetmişe tüm
Bodrumlu’lar göz yaşı dökmüşler, ağıtlar yakmışlardır.
Halikarnas Balıkçısı’nın ömrünün son günlerini Hikmet Çetinkaya şöyle anlatıyor;
“Halikarnas Balıkçısı yatağında uyur gibiydi. Oldukça zayıflamıştı. Beni görünce
doğrulmak istedi. Balıkçı sayılı günlerin içindeydi ama gözleri ölüme meydan
okuyordu.”
“Merhaba”
Mavi mavi bakan, mavi mavi gülen ve mavi mavi soluyan ihtiyar Balıkçı yiğitçe
ölüme yaklaşıyordu. Omuzlarında seksen üç yılın yaşamı ve ak onur, gözlerinde
özgürlüğün en anlamlı görünümüyle. Bir sigara yaktı ve bir süre daldı… Sonra
kısık kısık ekledi;
Ölüme doğru gidiyorum… Ölüme! Doğa elimi kilitledi… Doğa insafsız… İşte merhaba
diyip gideceğim dünyadan… Sadece bir merhaba…
Halikarnas Balıkçısı’nın ölmeden önce son sözleri şunlar olmuştu;
“Ah… Ne acı… Doğa en can alıcı noktada elimi kilitledi. Son söylemek
istediklerimi yazamadım… Sanırım ki yolcuyum… Dünya’ya bir merhaba deyip
gideceğim… Burnuma çiçek kokuları geliyor… Açın açın pencereleri, son defa
görmek istiyorum güneşi, son defa görmek istiyorum özgünlüğü. Merhaba çocuklar,
merhaba dünya. Merhabaaaa” Halikarnas Balıkçısı, İzmir’de yaşadığı ömrünün son
yıllarında çok sıkıntı çekmiştir. Yıllarca uğraş verdiği ve sevdiği Bodrum’dan
ayrılarak, İzmir’de bir apartmanın çatısının altında yaşamaya başlamıştır. Oysa
ki bu durum Halikarnas Balıkçısı’nın kişiliğine ters düşmektedir. Yakın
dostlarından Azra Erhat, “Balıkçı ömrünün son günlerinde Bodrum’da yaşasaydı
Halikarnas Balıkçısı kavramına daha uygun düşerdi” diyor.
Halikarnas Balıkçısı, 1965’te Vercors üzerine yazdığı bir yazısında şöyle
diyordu;
“Her yaşayan insan hayatın askeridir. Ölüm var her zaman. Ölüm hayata sığıyor
ama hayat ölümü aşıyor. Hayat doğadır. Çıkarcılar, başkasının üzerinden
geçinenler, ölümün hayata karşı askeridir. Şimdi ne yapalım, doğaya karşı bir
düşman var yani ölüm. Bu böyle. Ama doğa alt olmuyor. Antidoğa beni öldürür, ama
ben çocuklarımla aşarım ölümü. Çocuklarım olmazsa akrabam, sevdiklerim. Onlar da
olmazsa insan var”.
Bodrum hem doğanın olağanüstü güzelliğini, hem de tarihin şanlı hatıralarını
kendinde toplayan ak pak bir Akdeniz köşesidir.
|
|